ala kurdistan
Ey Reqîb

R.T.Erdogan Neden Öfkeli-İsmet Turanlı

Recep Tayyip Erdogan'in öfkeli oluşunu analiz etmek için ne psikolog olmaya, ne de psikiatrist olmağa ihtiyaç var. Muhalefet onun öfkelenmesini, herkese hakaret etmekten imtina edememesinin bir nevi ruh hastası olduğunu ve hekime müracaatını tavsiye ediyorlar. Benim tahlilim ise şöyledir.:
 

Erdoğan 2007 senesine kadar güzel işler başardı. Enteresan olanı o müddet içinde FETO ile yağlı ballı idi. Dershaneler yüzünden araları bozuldu ve Erdoğan 0nların nasıl hain bir çete olduğunun farkına vardı. Bu arada feci hatalar yaptı. Ergenekon, Balyoz davaları Fetonun kumpası ile gerçekleşirken Erdoğan o davanın SAVCISI olduğunu ilan etti. Kumpasın dalavereleri ortaya çıkınca ALDATILDIM itirafında bulundu. Ordunun seçkin kumandaları, hatta genel Kurmay başkanı senelerce Silivri de hapis yattı. Hani Erdoğan’ı vicdansız zannetmeğe lüzum yok.

Onun normal vicdanı onu rahatsız etmeğe başladı. Özür dileme erdeminde bulunurken hatasının vicdanında yaptığı incinme, bu benzeri feci hataları, ÖFKELENMSİNİN [1]hakiki sebebidir. Buna Zarraf ın rüşvet komedisi, USA da ki mahkemedeki itirafları USA yı suçlamaya, NOTA vermeğe kadar hata hata üstüne hata işlenmeğe başladı. Hatta Zarrafın ve banka müdürünün USA ya seyahatine yeşil ışık yakılması gibi hatalar zinciri Erdoğan’ı öfkelendirmeğe yetti. AK partinin kurucularının hemen hepsi onu terk etti. Kardeşim dediği eski cumhurbaşkanına bile en ağır eleştirileri yapmaktan kendini alamadı. Yandaş arkadaşları onu terk etmedi, başlangıçta doğru çalışmaları ile AB den evet desteği bulunurken, komşuları ile birlikte piknik yaparken Katil Esad demeğe başladı, Merkeli Nazilikle suçlamağa, Obama’nın, Öcalan’ın onu aldattığını söyleyecek kadar diplomasi ye pek yakışmayan ağır ithamları yaparak komşulardan da dostu kalmadı. Irakla, o arada Rusya uçağını biz vurduk diyecek kadar tamiri güç gaflar elbette netice itibariyle Erdoğan’ın Vicdanının muhasebesinde etrafına öfke içinde hakaret, ağır suçlamaları onu FASİT daireye (Circulus  vitiosus)e düşürdü. Farkına vardığı her hatası onu öfkelendirdi. Daha saldırgan, daha hakaretamiz ifadeleri kullanmağa zorladı. Eleştiri yapan her gazeteci, her siyasi, her akademisyen, her sanatkârı vatan haini, terbiyesiz, alçak ilan etti. Buna Almancada ‘’Schlechtes Gewissen’’ derler.   Vicdani rahatsızlık derler. Şimdiye kadar ‘’Katil Esad ‘’ dediği şahısla nasıl barışacak Rusya’nın baskısı ile. Suriye politikasında başından beri  yaptığı hatayı içine sindirecek mi?, yoksa yeni bir öfkelenme yeme maruz kalacak. Sorunun temelinde KÜRT problemi var. Çözüm süreci ile doğru yolda iken, Barzaniyi, Muhsini davet ederken, Öcalanın mektubunu Nevruz bayramında okuturken Dolmabahçe anlaşması nı, masayı devirmiş bütün Kürt temsilcilerini Teröristlikle damgalamış, hatalı bir yola girmişti. HDP, PKK, PYD, Kürdistan federasyonunu Kürtlerin temsilcisi olmadığını deklare etmiş, ardından Suriye de savaş bataklığına saplanmıştır. Yine aldatıldığından bahsetmiş, muhalefet tarafından ‘’ Çocuk musun? hep aldanıyorsun’’ eleştirilisine maruz kalmıştır. Bu hata zincirleri onu öfkelendirmiş, Paranoid bir suçlama Psikozuna kapılmıştır. Yaptığı her hataya bilinçlenince öfkeleniyor ve ağzına gelen en çirkin tabirlerle etrafını suçluyor. Şimdi bu FASİT daireden nasıl kurtulacak. İtiraf etmeleri onu rahatlamayacak, daha çok öfkelendirecektir. Bu münasebetle REİS’in hiçte barışçıl düşünecek feraseti yakalaması zorlanacak. Şimdiye kadar özgüvenli nutukları, ekonomi bozuluşta, TENCEREYE intikal edince seçimlerde zaferli çıkması zorlanacaktır. Anketler aleyhinde bir istikamete dönünce kendisine en ağır eleştiriler, hakaretleri esirgemeyen BAHÇEliya sarılmak mecburiyetinde kalmıştır. İYİ partinin kuruluşu ile Bahçelinin parti tabanını kaybettiğini görmesine rağmen ‘denize düşen yılana sarılır’ kabilinden Bahçelinin ithamlarını içine sindirecek, bu arada Kürtlerin desteğini kaybedeceği korkusu da onu rahatsız edecektir. Aktüel durum öyle ki HDPlileri hapse atarak, seçilmiş HDP li belediye başkanlarının yerine kendi adamlarını tayin ederek, Rojava Kürtlerini terörist ilan ederek yeni bir KÜRT DÜŞMANLIĞI algısını yaratmıştır. Önümüzdeki seçimleri kaybetme korkusu onu daha da öfkelendirmiş baskıcı önlemlerini artırmıştır. ATATÜRK bile, savaşı kazanan, Türkiyeyi kuran, karizmasına rağmen Serbest fırka kurulunca seçimi kaybetmeyi göze alamamış, serbest fırkayı kapatmıştı. Atatürk bile vatandaşın ekonomik sıkıntıları sebebiyle sıkıntıya düşmüş olduğunu fark etmişti. Erdoğan’ın örnek alması ve bir an evvel yeniden Kürtleri kazanmağa çalışması gerekir . Çörçil savaşı kazanmış fakat seçimi kaybetmişti. AK partili eski bakanların Doğu ve Güneydoğu ekonomisi toplantısında itiraf ettikleri gibi o bölgeye gereken yatırımların yapılmadığı dikkate alınmalıdır. Ekonomi Tencereye yansıdımı iktidarlar oy kaybederler. En kuvvetli karizma, lahutta en kuvvetli retorikler kayıpları önleyemez. Büyükada da zamanın önde gelen siyasilerinden Samet  aOğlu ile yaptığım hasbıhalde Kürtler hakkında şunu  söyledi: İktidara geldiğimizde (14.Mayıs.1950) de genel kurmayda Mareşal Fevzi Çakmağın bir talimatını bulduk. ‘’Doğuya fabrika, okul, hastane ve yol yapmayın. Bu Kürtlerin cahilleri ile baş edemezken eğitilmişleriyle hiç baş edemeyiz.’’. Şimdi Erdoğan değil Türkiye içindeki,  hudut dışındaki Kürtleri de yok etmek için Suriye de, Irakta bomba yağdırıyor. Bu tarzda Kürtlerin insanlık hakları ifna edilemez. Saddam Halepçe de zehirli gaz bonbaları kullandı. Şah İran da Kürt liderlerini Tahrana çağırıp idam ettirdi. Esad Kürtlere kimlik dahi vermedi. Erdoğan değil kimlik, yaşam sansı dahi tanımıyor..49 geçmişte ve bugün TEKADAM yöneticilerinin akıbetleri ayni olmuş.Ya yurt dışına kaçmış(Şah Pahlevi ), Vahdettin  gibi, Ya seçimi kaybedip YÜCE Divan'dan hapse atılmış,yahut da Saddam gibi idama mahkum edilmişlerdir. İnşallah Erdoğan eski haline rücu eder ve o tarz akıbetlerden kurtulur.

Kürt sorunu emperyalistlerin SYKES-Picot (1916)antlaşması ile başladı. Osmanlıyı bölerken, Kürtleri de dörde böldüler. Şimdi dört devlet o anlaşmanın geçerliliğini teyit etmek istiyorlar. Onlar emperyalist oldular.. Bahçeli ne diyor: ‘’Bu ahlaksızlar dörde bölünmekten kurtulup tek devlet kurmak istiyorlar. Bu ne edepsizlik, hainlik.’’ Maraş ta, Yozgat’ta, Alevileri baltalarla katleden Ülkücülerin başı.  30 lu yıllarda başladı Başbuğları Türkeş’in Turancılıktan, ırkçılıktan tutuklanıp, tabutluklarda işkence görmesi, tırnaklarının sökülmesi ile. 27 Mayıs darbesini radyodan duyuranda o Türkeş olmuştu. Bahçelinin münafık, birlikte yaşamı zehirleyen demeçleri yasaklanmalı.

Beşikci diyor ki. Sokakta çocukların konuştuklara lisanı dinleyin. Ana dilini kullanmıyorlarsa o milletin BEKASI mümkün değildir.

Korktuğum o ki: Defalarca darbe yapan ordu yine bu alışkanlığına başvurabilir. Çünkü Mehmet Ali Birand’ın ‘’Emret Komutanım’’ kitabında bahsettiği gibi. Asker Türkiye’nin asıl sahibinin kendileri olduğuna inanırlar. Şimdi Erdoğan Hekimlere hakaret ediyor. Hâlbuki hekimler kurtuluş savaşında daha tahsilde iken üniforma giyip en önde savaştılar. Onlar Hipokrat yemini etmişlerdi insanların yaşamına hizmet için. Selanikte’ki bir kongrede tanıştığım bir Rum hekimi bana mermer bir Hipokrat büstü hediye etmişti. O büst masamın üstünde durur.Ben yüz binlerce insanın yaşamına hizmet ettiğim gibi bundan birkaç önce DÜNYA İVF kongresinde, Vancouver den, Avustralya ya kadar binlerce ilim adamının toplantısında beni honore eden bir ‘’Dünya tüp bebek Onursal ödülünü ön görmüşlerdi.Yani dünya çapında bir ödül.

USA nın Kürt politikasında yüz seneden beri bir değişme olmamıştır. Birinci dünya harbinden sonra WİLLSON un 13 maddelik prensiplerine göre ‘’Kürtler isterlerse plebisitle özerkliğe kavuşabilirler’’. Maalesef Atatürk 1924 anayasasıyla Kürtleri dışlamış, o gün bugün isyanlar peş peşe gelmiş, maalesef silah zoruyla, binlerce sivil Kürt imha edilmiştir. Elbette PKK silahı bırakıp siyaseti tercih etseydi Kürtler özgürlüklerine kavuşur. Yurta Barış sağlanırdı. Barış Demokrasi ile sağlanırdı. Birlikte yaşam tahribata uğramazdı. Şimdi HDP lilerin hepsini hapsede soksan, Rojava daki PYDelileri bombalarla imha etse de, Barzaniyi açlığa mahkum etsen de Kürt sorunu hallolmaz. PKK , PYD yerine yeni muhalif isyancı kuvvetler ortaya çıkar. Sosyolog BEŞİKcinin son söyleşisindeki analizlerin akli değeri vardır. Her Kürdün, her Türk siyasililerin okumalarını acilen tavsiye ederim.

2010 senesinde Diyarbakır da ki bir tıbbi toplantıya katılmıştım. Orada iki gözlemim oldu. Birincisi: Beşikçi'nin şikâyet ettiği ‘’Kürtleri kimlik bilinçlenmesindeki zaaf’’ yerine kadınların dahi kimliklerine bilinçlendiklerini gördüm. Barzani’nin yaptığı referandum da % 90 nın üstünde evet çıkması Kürtlerin artık kimliklerine bilinçlendiklerini göstermiştir. O zamanda yazdım, Kürtlerin çocukları ile ana dillerini konuşmalarını. TC hükümetleri ana dilde eğitime karşı çıkmaları ırkçı mülahazalarladır. 1970 de Köln de ana dilde ( Türkçe-Almanca) eğitim yapan ANAOKULUNU açmıştım. Entegrasyon bile anadili bilmekle mümkündür. Çünkü çocuk ana karnında iken annesinden ana dilini duymağa başlar. Kürtçede ANADİL ( Zemanı zig marin) diye yani anadil ana karnında öğrenilen dil manasına gelir. Almanya da ve Türkiye de yapılan entegrasyon değil ASSİMİLATİON politikasıdır. Ne demişti dünyada edebiyat gururumuz, kadim dostum Yaşar Kemal.Türkler'in Kürtler'den başka dostu yoktur.

İkinci duyumumda Üniversitenin Cemaatin ( FEtönün) emrinde olduğu idi. Tanıştığım birçok akademisyen üniversiteden Fetocular tarafından atılmıştı. Bu durumu 2010 senesinde internet sayfalarında yazdığım makalede duyurmuştum. Ben yurtdışında 60 senedir yaşayan bir vatandaş olarak FETO tehlikesini duyururumda Erdoğan başyaverinin dahi fetocu olduğunun farkına varmıyor. 15 Temmuz darbesine kadarda farkında değildi. Korktuğum bir halde ‘’ kendilerini MAĞDUR’’ algılayan fetocular yeniden darbe yapabilmeleridir. Hepsi sinsi bir pusu içinde mevzilerini tutmuş, Gülenden emir bekliyorlar. Anlamakta güçlük çektiğimde, bu Gülen’in hangi EFSUN la 100 binlerce askeri, eğitimciyi, akademisyenleri, bürokratları etkisi altında tutmasıdır. O Fetoculaşanlardanda bir izah duymuyorum. Ergenekokun mağdurları, generallerden de bir izahat, b,r savunma yok. Atatürkçü generallerin laikliğe sahip çıkmaları beklenirdi.Zira Erdoğan 15 senedir Atatürk’ün ismini hiç ağzına almadı.Elbette Atatürk’ün en mühüm mirası Laiklikti. Bunu Erdoğan içine sindiremedi.

Deniyor ki ‘’ Kürtler sessiz kalsınlar, buharlaşsınlar. Onların devlet kurma hakları yoktur. Türkiye güney hududunda teröristik bir devlet oluşmasına müsaade etmez. Ama İsrailin güneyinde Filistin devletini kurmasına, Rusların güneyde Kırımı ilhakine Türkiye karşı çıkmaz. Bu ahlaksılık, bu ne insan haklarına saygısızlık. Irak ta, Suriye de 1916 anlaşması ile kurulmuş SUNİ devletlerdir. Hudutlarıda  cetvel suni olarak çizilmiştir. Türklerin bütün bu durumlardan sanki haberleri yok. Türklerin istediği Kürt düşmanlığıdır.

Abdullah Gül

Seneler öncesi yazmıştım. Erdoğan’ın tek rakibi Abdullah Gül olabilir diye. İki sene Londra yaşamış, kariyer sahibi, yabancı dil bilen küfretmeyen, hele, hele kimseye hakaret etmeyen, ağzında Kayseri pastırmasının sarımsak kokusu olmayan, kimseye ULAN diye hitap etmeyen ağır başlı, saygın bir politikacıdır. Bende 60 sene önce iki sene Londra yaşamış medenileşmiş, hele bayanlara karşı kibarlaşmıştım. Malatyalılık, köylü davranışlardan kurtulmuştum. Londra o zamanlar dünyanın baş şehri konumunda idi.Commenwelthle ilişkilerinden orada HER MİLLETTEN İNSANLA TANIŞMA İMKANI OLMUŞTU.Erdoğan ise Kasımpaşalı kabadayı delikanlıların kullandığı dili kullanmakta.

Öfke kontrolünü özümsememiş, eleştiren siyasileri, gazetecileri hapse tıkmakta, ayni fikirde olmayanları silahla yok etmeğe çalışmıştır. Yabancı dil bilmediği için yabancı devlet adamları ile mükâlemeden aciz olduğu için vicdani sıkıntı yaşamakta, dolayısıyla de öfkelenip herkese hakaret etmekte, belagatten mahrum, temcit pilavı cümlelerini her gün, her fırsatta tekrar etmektedir.’’ İMF in borcunu ödedim’’ derken 600 milyar dolara varan özel sermayenin borçlarına devleti kefil kılmış, Eğitimde ve sanatta atılım yapamadığını itiraf etmiştir. TEK devlet derken paralel devlet yapılancıların her isteğini karşılamış, Tek devlet derken Azerbaycanın iki devletten, bahsetmeleri, Tek vatan derken yavru vatanı unutmuş. Tek lisan derken, yalnız Kürtlerin dört lisanı olduğunu ıska geçmekte. İsviçre de 4, Belçika ve Kanada da 2 şer lisan konuşulur. Şayet Abdullah Gül CHP, HDP, İyi partinin adayı olursa % 50 nin üstünde oyu yakalayabilir. Erdoğan’ın Güle bir zamanlar kardeşim derken, şimdi ağza alınmayacak hakaretleri söylemesi öfkesinden dolayıdır. Yüz binlerce kendini mağdur hisseden Fetocu askerlerin, eğitimcilerin, eğitimli gençlerin ikinci bir 15 Temmuza kalkışacaklarından korkuyorum. Türkler de, Kürtler de az çekmediler darbelerden. Kürtler coğrafi kaderlerinin akıbetinden kurtulamıyorlar. USA her seferinde Kürtlere kalleşlik etmiş, Türkler kardeşimizsiniz (Üvey kardeş)  her türlü ZULMÜ mubah saymışlardır. Tamda özerkliğe kavuşma umutları yeşerirken, dört devlet ( İran, Suriye, Irak ve Türkiye) nin ordularıyla savaşmak zorunda kalmışlardır. Her etkisiz kılınan, ifna edilen Kürdün kardeşleri, akrabaları dağa çıkmağa motife edilmektedir. Onlarda nihayet tek devlet, tek vatan(Mezepotamya, Rojava), tek dil (Kürtçe, tek millet olduklarını kanıtlamak istiyorlar. Bu savaşta 50 bin gencini kaybetmiş, fakat o dört devletin Gazabından kurtulamamışlardır. Elbet bir gün o dört millet de  ALLAHIN gazabına uğrayacaktır.

Erdoğanin seçimlerdeki kazancının arkasında FETOCULAR yok mu idi? :Şimdi Fetocularin mağduriyet algısı gelecek seçimlerde Erdoğandan camla tarzında oy kaybına müsebbib olur mu? Bu şüphede RTE nı öfkelendiriyor olmalı. Bir başka korkum da CİA nın başka memleketlerde de başvurduğu darbe planlarını uygulaması bizde de felaketlere sebep olabilir. Velhasıl anti reis cephesi çığ gibi büyüyor. Fetocular, USA, İyi parti, Kürtler,Kemalistler,solcular,milliyetciler. Erdoğan bu çemberi kırabilecek mi? Asıl muhalefet Ekonominin bozulması ve Suriye'den gelen şehit cenazelerinin artması seçimleri etkileyecek en mühim gerçeklerdir.

Benim bu analizimi duyunca Erdoğan, kim bilir nasıl öfkelenecektir. Beni birçok hastalığıma ileri yaşıma göre hapse attırmamanın öfkesini yaşayacaktır. Sonra da ALLAH tan af dileyecektir.

 

Dr.İsmet Turanlı. Köln, 01.02.18

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News