ala kurdistan
Ey Reqîb

Kürd Kadının Dünü ve Bugünü-Kudret Güneş

SAKİNE mahkemeye, hakim karşına çıktığı zaman, bütün yasakları cesaretli bir şekilde çiğneyip, kendi ana dilinde hukuki savunmasını yapan ilk Kürd kadınıdır. Bu kararlı ve zeki kadın, 9 Ocak 2013 de Türk istihbaratı tarafından bir suikast sonucu öldürüldü. 
 
Kudret Güneş
 
Kürd kadını denince ilk aklımıza gelen olgu: Erkeğine hizmet eden, hayvanların peşinden gidip bir avuç sütü evladına içirmek için çabalayan, gündüz evinin, gece kocasının kölesi olan, göğsünde düğününde kendisine takılan takıları taşıyan, saçı örgülü, yeşil kırmızı ve sarı renklerin ağırlığını yüreğinde ve fistanında taşıyan, evladı için saçını süpürge eden mücadeleci, genelde okur yazarlığı ona çok görülen analar, bacılar, kız kardeşlerimizdir onlar. Kürd halkı tarih boyunca hayvancılıkla geçimini sağladığı için, çeşitli aşiretler halinde dağların öte taraflarında birbirlerinden habersiz yaşamını sürdürmüştür. Bundan dolayı Kürd göçerleri-aşiretleri arasında bir birlik ve beraberliğin söz konusu olmadığı göze çarpmaktadır. 
    Bu bireycilik anlayışı Kürd toplumunda derin izler bırakmış ve mütemadiyen süre gelmiştir. Bu Kürd göçerlerinde ve toplumun diğer katmanlarında da kadının rolü toplumda oldukça önemli yer almaktaydı, 13.YY da kadın kültür, sanat, politik alanlarında ön plandaydı. Bazı aşiret yönetiminlerinde, kadın reis rolünü “yönetici” görevini bile üstlenmişti. 
     Zamanla Kürd kadın bu gücünü süreç içinde, çeşitli nedenlerden dolayı kaybetmeye başladı (Ataerkil toplumun ağırlığı, feodalizm sosyal yaşam üzerindeki etkisi ve ayrıca şeyh, dede, hoca, egemen ve işgalci devletin tutumu belirleyici olmuştu). Kadını sosyal yaşamda ikinci plana iten, hatta onu yok sayan, en büyük neden, kuşkusuz, Kürdistan topraklarına sürekli yapılan işgalcı güçlerin silahlı saldırısıdır. 
      Bu saldırılar hız kazandıkça ve işbirlikçi gerici klikler çoğaldıkça, zamanla dejenere olmuş olan örf ve adetlerden gelen baskılar da eklendi. Maalesef XX. YY da her şey Kürd toplumunda özgür olan kadının aleyhine gelişti… XII. YY dan beri Kürdistan diye bilinen Kürd coğrafyası, 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre’nin Lausanne (Lozan) şehrinde T.B.M.M temsilcileriyle İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Portekiz, Belçika, S.S.C.B ve Yugoslavya devleti Lozan Anlaşmasını imzaladılar ve Türkiye, İran, Irak, ve Suriye arasından paylaşılmış oldu. Kürd halkının varlığı bu devletler tarafından yok sayıldı, baskı ve işgal altında kalan Kürdistan her gün daha yoksullaşarak ve daha da gericileşen bir duruma geldi. 
     
Bu nedenle özgür kadın yaşamında çok daha olumsuz sonuçlar peydahlandı. Kadın köle durumuna getirildi. Ekonomik özgürlüğü olmayan kadın, hem düşman devletleri, hem de bulunduğu toplumda hatta kocası ve yakınları tarafında horlanmaya, itilmeye, insan yerine konulmamaya başlandı. Zamanla, bu negatif durum kadında bir bilinç oluşmasına sebep oldu. Sonraki yıllarda Kürdistan sosyalist devrimci hareketiyle Kadın kendisinin özgür olmasının, ancak Kürdistan’ın sömürüden kurtulmasıyla mümkün olacağını anladı. 
       Kürd kadın bu özgürlük mücadelesinde kendisinin de politik ve silahlı alanlarda aktif olmasının gereğinin kaçınılmaz olduğunu gördü. XX. YY ın yarılarından itibaren, halkın ve kendi kadın özgürlüğü için, Kürd kadının silahlı mücadeleye katıldığını görüyoruz. 
      Bu mücadelenin en iyi örneğini teşkil eden kuşkusuz Irak Kürdistan’ında dünyaya gelen MARGARET GEORGE SHELLO'dur. Bu Kürd kadını 1960 yılında, 20 yaşın da olmasına rağmen Peşmerge ordusuna katılıp, ırak ordusuna karşı cephe almıştır. MARGARET GEORGE SHELLO tarihte ilk gerilla Kürd kadını unvanını almış oldu. Bununla beraber, yine Kürd Kadını, özgür bir Kürdistan’ın geleceği için de çok önemli siyasi kararlar da görev almaya başladı, SAKINE CANSIZ bu mücadeleci kadın tipinin ilk örneğidir. 
       SAKİNE CANSIZ çok genç yaşta, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi saflarında yerini aldı ve PKK içinde önemli görevler aldı. Onunla birlikte 27 Kasım 1978 silahlı ve politik bir güç olan PKK kurulurken o da ilk kadroları arasındaydı. Çok geçmeden SAKINE CANSIZ yakalandı. Akla gelmeyen işkencelere maruz bırakıldı. SAKINE mahkemeye, hakim karşına çıktığı zaman, bütün yasakları cesaretli bir şekilde çiğneyip, kendi ana dilinde hukuki savunmasını yapan ilk Kürd kadınıdır.
      Bu kararlı ve zeki kadın, 9 Ocak 2013 de Türk stihbaratı tarafından bir suikast sonucu öldürüldü. 1990 yıllarında itibaren Kuzey Kürdistan'da köy kökenli bir aileden gelen, LEYLA ZANA'yı Kürdistan özgürlük mücadelesi sahalarında görmekteyiz. 
      LEYLA ZANA, kuzey Kürdistan toprakları üzerinde süre gelen savaşı, vuku bulan katliamları, suçsuz yere insanların ceza evlerine kapatılmalarını ve işkenceden geçmelerini, Kürd halkın içinde bulunduğu yoksulluğu ve adaletsizlikleri protesto etmek için, halkla birlikte sokağa çıkan ilk Kürd kadınıdır. LEYLA Kürd halkı tarafından 1991 yılında milletvekili seçilir ve böylece ilk Kürd kadın milletvekili unvanını almış olur. 
      LEYLA, 1923 yılında imzalanan Lozan antlaşmasıyla inkâr edilen Kürt kimliğinin, dilinin ve kültürünün tekrar kabul edilmesi için mücadele vermeye başlar. ZANA, askerlerin de bulunduğu T.B.M.M de yeni görevinden dolayı yemin ederken, 68 yıldan beri yasaklanan Kürtçe dilinden « Kürd ve Türk halklarının kardeşliği ve beraberliği » vurgulayan bir cümle kullanmasıyla, tarihte T.B.M.M. de ilk Kürtçe konuşan Kürd olma unvanını da almış oldu. Kürd halkı temel hakları için ölümü seve seve göze alan LEYLA, cesaretiyle kısa zamanda sınırların ötesinde anılmaya başlandı. 
     Fikirlerinden ve politik mücadelesinden dolayı 1994 yılında hapse atılan LEYLA, 10 yıl ceza evinde kaldı. Eşi nadir bulunan bu Kürd annesini 2002 de belgesel bir filmle ekrana taşıdım. Onu anlatan belgesel film Avrupa'da birçok ödül aldı ve 2003 yılında dünya kadınlar gününde, Fransız “France 5” televizyon kanalı tarafından Avrupa halkına gösterildi… 
     1993 yılından bu yana Kürd kadını silahlı mücadeleyi toplu bir şekilde PKK saflarında sürdürmektedir. İlk olarak bu tarihte kadınlardan bir ordu oluşmuştur. Diğer Kürdistan toprak parçaları üzerinde de kadın zülme karşı ordulaşmaya başlar. Saddam Hüseyin’in yaptığı insanlık dışı muamelelere karşı gelmek için, Irak Kürdistan’ında 18 Aralık 1996 yıllından itibaren kadın silahlanıp Peşmerge ordusuna katılmıştır. Bu gün sayıları binlerce olan bu kadınlar her yönde tam birer asker görevini yerine getirmektedir… 
       Bu kadın gerillaları şu anda Rojevada IŞİD’da karşı silahlı mücadeleyi sürdürmektedirler… Bu mücadeleci kadınlar Kürd Askeri Birliği’nin %40 nı teşkil etmektedirler. Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) ve Güney kürdistan Peşmerge ordusunun saflarında IŞİD teröristlerine karşı savaşan kadınların çoğu üniversite eğitimlerini yarıdan bırakmak zorunda kalmıştır. Kadınlar büyük bir cesaretle,  Rojavada Kürd kenti Kobanê’yi korumak için mevzilerde kahramanca savaştilar ve bugun Rojeva’nın her alanında savaşın içinde yerlerini almktadırlar…
       IŞID teröristlerinin Cennet’i kaybetmek korkusuyla kadınlarla silahlı çatışmaya girmeyi uzun süre göze almaması, Kürd kadını için güzel bir fırsat teşkil etmiş olup, Kürd kızları Kürdistan özgürlüğü için akın akın Rojeva ve Güney Kürdistan’a gidip savaşta yerlerini almıştır. Bu gün MEYSA ABDO, Narin Afrin kod adıyla bilinen, Kobanê direnişinin kumandanlarından biri. Suriye’nin Halep şehrinde dünyaya gelen bu Kürd kadını zekâsıyla, cesaretiyle dikkatleri kısa zamanda üzerine çekmeyi bilmiştir.
      Uluslararası basına konu olan Narin Afrin şöyle diyor : « Bir kadın komutan olarak birinci sorumluluğum, kadınların kendi iradeleri olduğunu gösterebilmeleri. Tüm eğitimlerimizi başarıyla tamamlayan kadınlar ‘kadınlar savaşamaz’ söyleminin bir yalan olduğunu kanıtlıyorlar ». Şimdiye kadar Rojava özgürlük savaşında 10’dan fazla Kürd kadını intihar eylemini gerçekleştirdi. Bu kadınlar kendileriyle birlikte yüzlerce çetenin de ölümüne yol açtı. 
       5 Ekim tarihinde, 20 – 25 yaşlarında, kod adı Arin Mirkan olan, DILAR GENCXEMIS, Peşmerge saflarında, IŞİD'a karşı bir çok bomba saldırısında bulunduktan sonra, kendisini de bombayla imha etti. Mermisi biten DILAR, teröristler tarafından çembere alındı, onların eline geçmektense, tecavüze ve pazarlarda satılmaktansa, DILAR bombalı intiharı seçti. Bu gösterdiği olağan üstü kahramanlığı şüphesiz uzun süre dillere destan olacaktır.
       Bu gün uluslararası devletlerinin önemli dergilerine ve gazetelerine konu ve kapak olan KÜRD KADIN-GERILLALARI, Irak’ta, Suriye’de 16 eylül’den beri IŞİD çetelerine karşı, Kürdistan ve dünya kadın özgürlüğü için, yeri gelince canını bile vermekten çekinmeden savaşmaktadır… Kadınları pasifize eden ve köle statüsünde ezen IŞİD örgütüne karşı, Kürd kadını özgürlük mücadelesi için dünyada adından bahsetmeyi bilmiştir. Kürd kadınının mücadelesi, Ortadoğu’da bedeni ve beyni, bağnaz erkek ordusu tarafından, çağlar boyunca zincirlenmiş olan kadına da özgürlük ve huzur getirme konusunda bir ümit ışığı olacaktır.
 Kudret Güneş 
 
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News