ala kurdistan
Ey Reqîb

Efrin Savaşında Yeni Dönem-Nurettin Yıldırım

Efrin savaşarak direniyor. Amerika; “DAIŞ’ mücadelemiz durma noktasında” diyor ve her fırsatta bu yönde endişelerini dile getiriyor, ötesine geçmiyor. Şimdilik QSD ile Fırat’ın doğusuyla alakalı bir ortaklık bahsediyor. Anlaşılan Fırat’ın doğusundaki Kürtlerin QSD oluşumunu destekleme ve tanıma konusunda kesinleşen bir karara ulaşmıştır. Burada kalcı anlamda bir uyum sağlanmıştır. Batısı için halen muğlak ve belirsiz bir pozisyonda durmayı yeğlemektedir. Orayı Rusya’ya havale ederek, Türkiye’nin işgalci emellerine sesiz kalarak,; “bekle gör” siyasetini izlemektedir.
 
Fırat’ın batı tarafının kaderi daha çok Efrin savaşının gidişatına ve ortaya çıkan sonuçlara göre şekillenecek. Bu demektir ki, savaş çok daha karmaşık hale gelecek. Kürtlerin Efrin direnişinde olası bir zaferi; ta Ak denize kadar bütün Fırat’ın her iki yakasının birleşmesi ve hattın tümünde QSD nin denetimi mümkün hale gelecektir.
 
Efrin’ de hergün şiddeti artarak giden savaşın Kürtlerin kazanımları açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu savaş artık kürtler için kazanmaktan ötesi, kurtuluşu olmayan bir savaş haline gelmiştir. Çok önemlidir. QSD haklı olarak bütün gücüyle Efrin’e odaklanmıştır. Aynı şekilde bütün kürtler Efrin’e odaklanmıştır ve daha da odaklanması gerekmektedir.
 
Çok açıktır ki, ırkçı, faşist Türk devletinin Efrin’e yönelik işgal saldırılarıyla birlikte bölge çapında seyreden devletler ve küresel tüm güçler arasında güç mücadelesinin çehresi değişmiştir. Efrin savaşı ve etrafında doğrudan yada örtülü farklı güç ilişkilerinin savaşı derinleşmiştir. Efrin işkali ve buna karşı yükselen Kürtlerin vatan savaşı bölgenin siyasi denkleminde yeni bir dönemi gün yüzüne çıkarmıştır Bu yeni dönemin en temel özelliği Kürdistan odaklı bir denklem üzerinden, yeniden keskin bir kapışma ve hesaplaşmanın küresel savaşın merkezine daha açık, seçik bir şekilde yerleşmiş bulunmasıdır.
 
Şimdiye kadar Süriye rejiminin ve Esad’ın geleceğiyle ilgili bir eksen üzerinden tanımlanan savaş, Efrin’le birlikte, genel itibarıyla Kürt ve Kürdistan ülkesinin, coğrafyasının geleceği üzerinde yeniden tanım verilmeye çalışılan bir şekle bürünmüştür. Bu aşamadan sonra Esad ve rejiminin gitmesi yada gitmemesi için, bir çok güçler açısında önemini yitirmiştir. Esad’ın veya rejiminin kalıp kalmaması, dahası bölge siyasetinin argümanlarının parametreleri artık Kürdistan’daki gelişmelerin istikametine ve gidişatına göre belirlenen bir minvalde yürümektedir.
 
Bu yeni dönemin en temel özelliklerden birisi de Rusya’nın, Süriye topraklarının Türkiye’nin işgaline destek vermesi yönünde ortaya koyduğu tutumdur. Esad ve rejimini korumak maksadıyla Suriye’ye yerleşen Rusya mevcut durumda daha farklı bir siyaset anlayışına sapmış bulunuyor. Süriye bütünlüğünü ve rejimi korumaktan çok, Süriye topraklarını parça parça Türkiye rejiminin ve islamist, cihatist teröristlerinin ortak işkaline peşkeş çeken bir yaklaşım sergilemektedir. Rusya çok ahlaksızca Süriye üzerinden Türkiye’ye ve Türk faşizminin işkaline yatırım yapıyor. Rusya’nın bu tutumunun ana teması belliki; Türkiye’yi güdümünde tutarak, ekonomik anlamda ondan yarar sağlamak gibi hususlar kadar, rakip olarak gördüğü ABD’yi de hedefleyen çapta küresel bir stratejik oyunu kurgulamaktadır. Bu ilkesiz oyun kurgulamasının Süriye hattında savaşan ana aktörü işgalci Türk birlikleri ve terörist ittifakçılarıyladır. Bu ittifaka karşı Kürt kurtuluş birlikleri yanında halkların anti işgalci demokratik güçlerinin ittifakı ve savaşı şeklinde gelişmesi, giderek diğer bölgesel, küresel siyasi güç tarafların yeniden nasıl nerede konumlanacağını da belirlemesini sağlayan temel önemde rol oynayacaktır. Süriye rejimi bile Efrin savaşının belirli bir aşamasından sonra milis güçlerini göndermesi, bu bağlamda oluşan gelişmeler dahilinde değerlendirmek mümkündür. Süriye rejiminin kendi geleceğini korumak adına Rusya’ya ile bu süreçten sonra farklı yolları deneyebilir. Bunu yapmadığı takdirde rejim adına elde kalanı da kaybetmekle yüzyüze kalacaktır. Bu sesizlik çok uzun sürmeyecektir. Kendine has, özgüven içinde bazı pratik adımlar atma gereğini hissedebilir. Bunu önümüzdeki
 
süreçlerde görmek mümkündür. İran devleti de benzer şekilde olup bitenler karşısında yeni yaklaşımlar adına bazı hamlelere girişebilir. Yine İsrail’in yakın markajı, Suudi ve diğer Arap devletlerinin gerginlik hali gibi daha bir çok etkenle beklenmedik sürpriz çıkışların her an patlak vermesi muhtemeldir. Çünkü Rusya’nın geldiği yer ve konum itibarıyla Suriye’ye ve bölgenin geneline zarar verici etkiler uyandırmaktadır. Zaten mevcut haliyle Süriye’yi ve özelikle rejimin, Esad’ın geleceğini içinden çıkılması zor, karmaşık ve berbat hale getirmiştir.
 
Süriye, Rusya, İran itifakı yada anlaşması bu yeni süreçle birlikte, aynı tonda yürümesi mümkün değildir. Aralarındaki tezatlar, çatlaklar açılıp büyüyecektir. Bu ittifakın hedeflediği bütün Sünni islamcı cihatistlerin hepsi Türkiye’nin şemsiyesi altında birleşik hele gelmişlerdir. Hepsi beraber Kürtlere karşı savaşıyorlar. Ama bu savaşa aynı zamanda Rusya’nın da onay vererek taraf olarak içinde olduğu unutulmamalıdır. Rusya desteğinde parça parça Suriye’den toprak koparmak işkal, istila etmek ve orada kalıcı istedikleri de açıktır. Kaybedilen yada tecavüze uğrayan alanlar Süriye devletinin hakimiyet alanlarıdır. Kürtler kendine ait topraklarda savaşarak bir biçimde bu savaşın kazananı olarak hak ettikleri yere ve konuma yükseleceklerdir. Bu federal mı, başka biçimlerde mi olacak şimdiden kestirmek mümkün değildir. Bu statü her ne olacaksa gelişmelere bağlı olarak, bedeli ne olursa olsun mutlak surette oluşacaktır. Ama Süriye devleti ve rejiminin ayakta kalıp kalmayacağı bir yana şimdiden onun için aynı şey söylemek pek mümkün görünmemektedir.
 
Efrin’ le birlikte mesele Süriye iş savaşı olmaktan çıkmıştır. Mesele işgal ve katliam, soykırım ve buna karşı halkların uyanışı kurtuluş ve özgürlük savaşı meselesi haline gelmiştir. Temel konu Kürt ve Kürdistan konusu üzerinde dallanıp budanmaktadır. Bütün fırtınalar bu minval üzerinde kopmaktadır. Burada siyasi denklemlerin ne kadar karmaşık hale geldiğini görmekteyiz. Bu işkale karşı mevcut durumda direnen tek güç Kürt güçleri ve QSD güçleri olduğunu da anlaşılmıştır. Aynı şekilde bu güçler önderliksel anlamda bölgenin devrimsel gelişmesine yol açtıracak en önemli ana aktörleri olduğu gerçeği de herkesçe anlaşılmıştır.
 
Halihazırda bütün kafaları kurcalayan mesele bu. Kürtlerin ve meselesinin küresel çapta konuşulur olması, yeniden sorgulanmaya muhatap olması, Kürt mücadelesinin içinden geçtiği süreçten bağımsız değildir. Böylesi bir sürece nasıl gelindi ve ne oldu da, savaşın ekseni rejimden Esad’tan, kürd ve Kürdistan meselesine doğru giden bir evrimleye dönüştü? Bu süreçte bu türden sorular, hesaplar, kaygılar ve endişelerle birlikte çok konuşulup, tartışılmaktadır.
 
Bu denklemin oluşmasında en önemli ve temel anlamda belirleyen gelişme Kürtlerin YPG- YPJ ve QSD ifadesinde ortaya koymuş oldukları güçlü askeri ve siyasi ifadedir. Bu ifadenin kendine özgü geliştirdiği çözüm iradesi; bütün öteki bölgesel ve küresel aktörlerin hemen hemen hepsinin, herkesin askeri, siyasi planlarına etkide bulunmasının rolü vardır. Bunların hesaplarını bozacak kadar etkili olmasıdır. Bu etkinin çok güçlü yansımaları sonucunda bölgede süregelen ilişkileri, ittifakları, dost ve düşman kavramını tümden altüst etmiştir. Dostlar düşman, düşmanlar dost olacak kadar dönüşümlerle iç içe, bir o kadar da kestirilmesi zor bilinmezlikleri olan bir süreç başlamıştır. Tüm tarafların, güçler ellerinde ne var, ne yok kendilerini gözden geçiricesine, yeniden konumlandırma gereğini duymuşlardır.
 
Bölgede her dönem için güç dengelerinin sık sık değişkenliklere uğraması gibi bir gerçeklik kadar, bir o kadar sabit olan ve hiç değişmeyen, hep yan yana, birlikte giden güç ilişkilerinin varlığıdır. Yani bölgede olup bitenler karşısında madalyonunun değişen yüzleri kadar, değişmeyen yüzleri de vardır.
 
Birincisi: Türk devletinin ve temsilcilerinin sıklıkla dillendirdikleri; “PKK, PYD, YPG ayındır, birbirinin devamıdır” söylemidir. Evet bunlar birbirinin benzerleridir. Aynı kökten gelen halkın, toplumun evlatlarıdır. Bunların hepsi hatta bütün kürdistan meneşli örgüt ve yapıların benzerliği, ilgi ve yakınlıkları vardır. Hepsi aynı ailenin mensuplarıdır. Bunların ideolojiden siyasete her alanda birbirine
 
benzerliği yakınlığı doğrudur. Her şart ve durumda bunlar, dost güçleriyle birlikte ayrılmaz bütünün parçaları gibidirler. Burada bir tuhaflık yoktur.
 
İkincisi; sunni cihatist, islamist ihvan geleneği üzerinde şekillenen bütün grup ve Yapıların birbirinin benzeri ve birbirlerinin devamı olduğu gerçeģidir. AKP, DAIŞ, EL KADIDE, EL NUSRA, HTŞ, ÖSO, ERARU ŞAM, ve diğer bütün irili ufaklı çete guruplarının hepsi aynı aileden, aynı kökenden, aynı ideolojik kaynaktan besleniyorlar. Din üzerinden ırkçılık en temel şiyarlarıdır. Şeriat, halifelik, sultanlık gibi safsatalar uğruna her türden vahşeti sergilemekten kaçınmazlar. Bunlar birbirinden ayrılmaz bütünün parçalarıdırlar. Bugün bunların tümünün TC çatısı altında Erdoğan önderliğinde birleştikleri de biliniyor.
 
Bütün dünya kimin kim olduğunu, kimin nerede kimlerle birlikte haraket ettiğini biliyor. Yine kimin terörist olup olmadığını da biliyor. Bu konularda Amerika’sından, Rusya’sına, bütün küresel aktörlerin, herkesin elinde yeterince bilgi, belge vardır. Uluslararası güçlerin bu konudaki sessizliği yada umursamazlığı üç maymunları oynaması bir yere kadardır. Eninde sonunda onlarda bu işlerin bir taraflarında görünür olmaktan kaçınmaları mümkün değildir.
 
Rusya kendi sınırları içinde bu türden guruplarla uğraşmak yerine, yine daha başka hesaplar uğruna sınırlarından uzak Türkiye şemsiyesi altında Süriye sahasında yuvalanmalarına rıza gösterebilir. Ama Amerika ve Avrupa aynı bu duruma benzer yönde rıza göstermeleri pek olası değildir. Dahası Kürtller buna izin vermeyecektir. Efrin direnişiyle bir kez daha anlatılmıştır ki, Kürtlerin tek başına da olsa direnişi bütün kirli oyun ve hesapları geçersiz kılacak güçtedir. Efrin savaşıyla vuku bulan yeni dönemin en temel özelliklerden birisi de bu gerçeğin bu şekilde hafızalara yerleşmiş olmasıdır.
Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News