ala kurdistan
Ey Reqîb

Afrin, Erdoğan ve YPG.Kutbettin ÖZER

Evet, aslında YPG Afrin’de yoktur, sadece bir kaç kişi asayiş için görevli sayıları fazla değil. Afrin'de Rus askeri üssü vardı. 20.01.2018'de Akar ve Hakan, Putin ile görüşmeden sonra, Rus askerleri, Afrin'in öte tarafına çekildi ve T.C. saat 17.00 de Afrin'ne Zeytin Dalı adına harekete geçti.

Mesele Afrin değil,

Sorun Kürtlerin kazanımlarını yok etmek ve Erdoğan 2019'da seçimde oy toplaması için Afrin'i bahane ederek kuşatmaya çalışıyor. Erdoğan’ın saldırısına karşı PYD direniyor. Afin’e saldırı, Kürdistan’ın her dört parçasını harekete geçirdi. Bu vesile Kürtlerin birliği yakınlaşmasına kapı açacağına inanıyorum. Erdoğan’ın kini, nefret ve insanlığa karşı cinayet işlemesi, Kürtlerin nefretini kazandırdı. Ulus+devleti savunmayanlar, Afrin savaşından sonra bazı soru işaretlerin kafalara dank etmesi ve bir kere daha hafızayı toparlamak gerekir.

 

Afrin’e saldırıdan sonra her Kürt rahat uyku yapamıyor. Keşke Kerkük’e İran milisleri ve Bağdat ordusu saldırıp ili ve çevre bölgeleri işgal ettiklerinde en az Afrin olayı kadar duyarlı olsalardı, maalesef olamadılar. Kimi örgütler Kürtler Federal devletine saldırarak dalga geçtiler, aleyhtarda birçok dile alınmayacak çirkin propaganda yaptılar. İsimlerini vermeden de rahatlanamayacağım; PKK, GORAN, KOMAL ve YNK’nin bir kanadı. Bunlar, Afrin işgal etme olayından sonra akıllarını başına toplasınlar, bir daha da bu hatalara girmemeliler.

 

Her Kürt, geçmişine bakması ve geçmiş tarihten ders çıkartmalıdır. Kürtlerin statüleri gerçekleşmemesi için, güçlü olan Ülkeler, Kürtlere başta umut vererek adam akıllı kullanıyorlar, işleri bittikten sonra da yok etmeye de çalışılıyorlar.

Egemen Ülkenin tuzağına düşen dört madde;

İlk başta Türkiye, Hendeği kazdırttı ve PKK’lıları Hendek başına getirdi. Maksat, oy toplamaktı, Erdoğan bu Hendek konusunda bayağı Kürtlerden oy topladı. Bu dört tuzak Kürtlere ders oldu. Umutederin bundan sonra Kürtlerin kapısına bekçi dikseler dahi, Erdoğan Kürtlerden artık oy alamaz. İnşallah.

NEDEN HATALARA DÜŞTÜK, YA DA BİZİ İTEN GÜÇ NEDİR?

01) 25 Temmuz 2017 Referanduma dört koldan saldırdılar. 
02)YNK, GORAN ve PKK İran ve Bağdat ile oturdu ve Kerkük’ü İran Milisi-Haşbi Şabi ve Bağdat ordusuna teslim ettiler. 
03)YNK ve PKK, İran’dan besleniyor. Ayrıca PKK’nin Sincar'daki (Şengal) gücüne de Bağdat’tan gıda ve mühimmatları Bağdat’tan geliyor. PKK, Şengal’de Kürt düşmanı olan Haşbi Şabi ile kucak kucağıdırlar. Bu durum, Kürtler için vahim bir şey… 
04)Afrin’de PKK- YPG yoktu, sadece birkaç kişi, Asayiş görevlileri vardı. YPG’nin Afrin’de varlığı T.C. tarafından çok abartıldı. T.C. haksız bir şekilde YPG bahanesiyle saldırıp kenti boşaltıp yerine Arap ve Türkmenleri yerleştirecek. Bahane sınır güvenliği değil, Kürtleri bitirmek.

YPG. Yiğitçe direniyor, bu 13. gündür, Türk ordusu ve Türk devletin DAİŞ+ÖSO’ terörist ve faşistlerine karşı amansız savaşıyor. Ki, Türk devleti 72 savaş uçağıyla havadan, karadan ordusuyla Afrine saldırıya geçti. Her saldırıda Türk faşist ordusu, Kahraman YPG savaşçıları tarafından yer ve yer geri püskürtüyor. Alınan haberlere göre Afrin’de çok sayıda sivillerin şehit olması karşısında da Sayısız Türk askerleri ve Erdoğan çeteleri olan ÖSO+DAİŞ’lardan büyük kayıplar var. Kayıpların bilgi verme hakkında Türk haber ajandaları tarafından gizleniyor. Erdoğan ve G.K. Başkanı Akar durumu biliyor. Biliyor ama Erdoğan ve yalakçıların morali bozulmasın diye haberleri çarpıtarak yanlış bilgi vermeye çalışıyor.

OHAL, Erdoğan’ın bel omurga kemiği, Her sıkıştığında OHAL’ın ömrünü uzatıyor. Sözde demokratik bir ülke, demokratik bir ülkede OHAL olmaz varsa veya OHAL uzatıldığında demokrasi olmaz ve seçim de yapılmaz. Bu seçim hazırlığı 2019’da gerçekleşecek deniliyor. Size soruyorum, madem demokrasi var diyorsunuz veya demokrasiye geçecek olacaksa , OHAL’ı neden kaldırmıyorsunuz? Ayrıca her gün insanlar sebepsiz yerinde tutuklanıyor, ceza veriliyor, yargıya çağrılmadan birçokları hakkında infazlar ve işkencelerle karşı karşıya geliyor. Nasıl olur da bu diktatör sistemde demokrasiden ve seçimden dem vurulsun.

Türkiye’de Kürt sorunu gündemde olduğu müddetçe saldırılarınızın her çeşidi, vurgusu Kürtleri susturamaz, susturamadığı gibi, Türkiye’de demokrasinin gelmesi de mümkün değildir.

Kürt vardır diyorsunuz, Kürtler kardeşlerimizdir ve ikimiz de Müslümansız sözünüzdeki lafebeliğini yapıyorsunuz. Sahi bu ne biçim üslubunuz, bu ne biçim hak, hukuk, adaletiniz ve bu nasıl vicdani olan ruh sahibi olmanız?

Kürtler hak istediklerinde başlarına 72 savaş uçağıyla bombalar yağdırılıyor. TBMM’de bile Kürt kökenli M. Vekilleri söz sahibi oldukları halde; Meclis Kürsüsünde konuşmaları kesiliyor ve haklarında cezalar veriliyor. Türk devleti, her sıkıştığında; Askere, Polise, Jandarmaya başvuruyor. Madem her şey Güvenlik Kuvvetlerine havale ediyorsunuz, bırakın sivil siyasetin yerine Asker, devlet siyaseti götürsün. O zaman TBMM’ni çalıştırmanıza gerek kalmıyor ve Meclisi de kapatınız.

ABD ve Rusya iki süper güç kendi aralarındaki antlaşmalarıyla, Erdoğan’ı kullanıyorlar. Formülün başında nasıl olsa içerde kendi Kürt sorunu var. Kürtleri yalnız kullanmadıkları gibi Türk halkını da adam akıllı kullanıyorlar. Oysaki Türk devleti isterse, her zaman Kürtlerle iyi bir çözüm diyalogunu pekleştirebilir. İyi bir dil, iyi bir siyasi mutabakatla her halükarda çözüm kapının önünü açabilir.

Nedense Türk devleti korkak olduğu kadar da ürkek ve ırkçı.

Başından beri DAİŞ + ÖSO’lerle kol kola müttefik ve maaşlı ayrı renkli örgütlerden gelenlerdendirler. DAİŞ + ÖSO terör ve faşist örgüt içinde gözü dönmüş katillerdir. İpini koparak katiller; El-Kaide’den, El-Nusra, Hizbullah, Cihat vs. Bunların çoğu evinden kovulmuş başıboş insanlar. Erdoğan bu teröristler tarafından Ankara dâhil birçok yerlerde toplu katliamı gerçekleştirdi. Erdoğan ne yaptı, her olayı Kürtlere yükledi ve bu bahane ile Belediye Başkanlarını tutuklattı ve ya korkutarak istifaya mecbur kıldırdı. Belediye ve başka kurumların başına da kayyum atamalar yaptı ve hala yapıyor. Bu kanunsuz hükümler gerçekleştirerek birçok insanları da mesleğinden ettirdi. Kabaca, ya Erdoğancı olacaksın ya da her şeyinden olacaksın. Erdoğan’ın bu tekli diktatörlüğü dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir. MHP yıllarca bu hukuksuz sistemi hayal ediyordu, Erdoğan’ı sıkıştıran seçim ve iktidar MHP ile birleştirdi.

DAİŞ, baş kestiriyordu ve kesiyor. 
ÖSO da katilcilerin en derin damıskasıdır.
 .

Türkiye’de yargı falan kalmadı, Erdoğan istediği mahkemeyi durdurtur veya devam ettirir. Hukuk, adalet ve insanlık yok, ağzını açanı içeri tıkıyor. İşkence alabildiğine… Türk devleti ve iktidar birleşmiş. Vakıflar, Kürt Enstitüsü veya birçok Kürt kurumları kapatılarak işlevsiz hele getirildi. Erdoğan bu yaptıklarından doymayıp, nerede bir Kürt sorunu gündeme gelirse hemen saldırıya geçiyor. Güneyin kazanımlarını bertaraf etmek için, Bağdat, Tahran ve alttan da Şam ile birlik yaparak Referandumu zedelediler, sınırları kapattılar, Kerkük ve Sincar’ı (Şengal) terörist çetelere verdiler.

Önce Erdoğan Esad Başar ile kardeş oldular, Ankara’da sarmaş dolaş oldular ve sınırlar kaldırıldıktan kısa bir süre sonra düşman oluverdiler. Erdoğan doğrudan doğruya DAİŞ’şe su, ekmek, silah mühimmatlarını Kendi askeri araçlarıyla yıllarca besledi. Bir ara yayın yapanları tutukladılar, birçok basın, yayın haber organları kapatıldı ve açık kalan basın yayın organlarla Havuz medyası sistemine geçiverdi. HDP’ye büyük darbeler uygulandı, binlerce HDP üyeleri ve de 13 Milletvekilleri tutuklandı, birçokların hakkında davalar açıldı ve gayrimeşru davalar devam ediyor.

Suriye’nin iç savaşından faydalanan Erdoğan, Kobani’nin düşmesi için ve Kürt halkını kökünden silmek için DAİŞ’lere gıda maddeleri ve silah mühimmatları taşıyamaya başladı. Sonradan DAİŞ’lere sınır kapısını açtı, Türkiye’de eğiterek silahlandırdı arkasından Fırat harekâtını başlattı, Üç ay sonra savaşı kaybetti, başaramayınca, Erdoğan ikinci bir hamleyi başlattı, Zeytin Dalı Harekatı.

Afrin’e saldırı, sorun PKK ve YPG’ı o bölgeden sürüp silmek. ABD tarafında YPG’ye 30 bin kadar ordu yapılanmasında katkıda bulunmuş ve aynı zamanda YPG, ABD’nin müttefik ordusu olarak her defasında ilan edildiğini hepimiz okuduk ve basın medyalarda haber ettik. Sorun PKK ve YPG ise, neden diğer Kürtlerle bir araya gelemiyorsunuz?

Afrin kaybedebilir. Türk ordusu Afrin’i kuşatıp bir süre o bölgede kalabilir. Afrin halkını göçe zorlayıp yerine gerici, faşist Arap ve Türkmenleri Afrin’e yerleştirebilir. Yakından tanıdığım Afrinliler 50 yıl evlerinden uzak kalsalar bile, yerli halkı kendi doğdukları yerden asla vazgeçmezler.

Erdoğan direk ABD’ye savaş açmış, ABD tepeden Erdoğanî seyrediyor, gör bakayım diyor. Ruslar pusuda, PKK ve PYD’ye terörist örgüt demiyor. Putin diyor; Erdoğan yorulduğunda Suriye’de demokratik Özerklik sistem planında. ABD zamanlamaya bırakıyor. Suriye’nin tek bir kurtuluşu Federal devlet diyor ve istiyor. Şam rejimi istese veya istemezse de Federal sisteme geçer.

Erdoğan Türk devletin ekonomisini dipten çökertecek ve Mavi deniz hikâyesi ve Rusya Uçak düşürülme ve Rus Başkonsolosluğun öldürülmesi eşliğindeki sürtüşmelerin ardında, bir Zeytin dalını da Kürtlere uzatıp özür dileyecek. Erdoğan nasıl olsa alışık, ‘’BENİ KANDIRDILAR’’ özür dilemeye de alıştı.

Erdoğan, . Barış yerinde savaş ilan ediliyor. Barışı ve savaşa karşı olanları da içeri alıp tıkıyor. Erdoğan ÖSO'yu Kuvayi Milliye’ye benzetti, ‘milli yapı’diyor. 
Erdoğan 'Savaşa hayır' diyen aydınları 'hain' ilan ediyor.

En korkunç şey; Kürtlere dağ gözü vermek için Kürt mezarlarına saldırıp ölülerimizi mezardan çıkartıyor. Demek ki, Ölmüş bir Kürdün ölüsünden bile korkuyor. O ölmüş bir insan, size ne yaptı ve zararı var, yoksa rüyanıza mı geliyor. İşte bu saldırıları Türkiye halkları görüyor ama ses çıkarmıyor.

Erdoğan Türkiye’de ırkçılğı büyüttü. 
Afrin idam sehpaları seni kovalıyor, sen de İdam sehpalardan kaçıyorsun. Bay Erdoğan.

Sahi Afrin halkı size ne yaptı? Kapınızı mı çaldı hayır, Sınırınıza girerek toprak mı istedi, hayır. Malınıza, canınıza mı göz dikti, hayır. Neymiş sınırımızın Güvenliği tehlikeye düşermiş. Aslında bu sınır tehlikesinden daha ziyade, Kuzey Kürtlerin sorunu kapınıza dayandığı gibi, uluslar arası Kürt sorunu gündemden düşmüyor. Kürtleri silahlandıran siz, dağa çıkartan siz, savaştıran siz ve barışı istemeyen de siz ve sizlersiniz… Güneyde Referandum % 93’ü kazanınca, siz hemen adam yerine koymadığınız Abadi’yi kucakladınız. 1979 tarihinden beri İran ile anlaşamayan T.C. Erdoğan Tahran ile oturup, İran ordusuyla bir cephede Güney Kürdistan’a karşı hazırlık yaptınız.

Zaten Referandumdan hemen sonra Kürdistan kurulmazdı.

Referandum, Tartışma sürecine girecekti ama işgalciler Kürtlere nefes aldırtmadı ve planladıkları oyunu gerçekleştirdiler. Tahran İslami fitneciler YNK’ nin bir kanadını satın alarak Kerkük’ü teslim aldınız. Yarından sonra tarih tekerrür ederek tekrar Kerkük Kürtlerin olacaktır, eminim. Burada kaybedecek Kürtler değil, kaybeden yine her dört sömürge devleti olacaktır.

Afrin akıbeti biraz yara alacaktır ama yenilen yine sizler olacaksınız.

Biz Kürtler geçmişimizden bayağı ders aldık. Korkmayacağız, Kürtlerin statüsünü alana kadar ölmeye, yara almaya, sakat kalmaya razıyız. Kürtleri bitirmek ve korkutmak mümkün değil.

Kürtlerin üzerine ne kadar gelir saldırırsanız, Kürtler bir o kadar güçlenir ve güçlenecektir..

 

Yorumlarınız moderatörlerin onayından geçtikten sonra yayınlanacaktır.

Filtered HTML

  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <blockquote> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <br> <p>
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satırlar ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.

Rojname Kurdish News